Taksim Gezi Parkında başlayan hareketin gidişatını izledikçe kafamda sorular oluştu, kendimce cevaplar aradım. Bazı arkadaşlarımla da paylaştım fikirlerimi, ki yeterli gelmemiş olacak ki kaleme almak zorunda hissettim. Bu şekilde düşünen küçük bir grup genciz ve en saf haliyle doğrudan derdimizi anlatmak isterim.
Hareketin amacı hiç bir zaman hükümeti devirmek olmadı. İnsanlar sokakta "Hükümet İstifa" derken Taksim Platformunun 8 maddesine baktığımda böyle bir istek yok. Peki Taksim Platformu Gezi'deki gençleri gerçekten temsil ediyor mu? Peki varsayalım ki hükümet istekleri kabul etti, insanların yaşam biçimine karışmayacaklarına gerçekten inanıyor mu gençler? Samimi bulmayan çok kişi gördüm, başbakana güven yok. Peki o zaman bu süreç ne kadar devam edecek, sonuçları ne olacak? Hükümet anlaşmaya çalışmıyor, peki o zaman bu protestolar sonsuza kadar sürecek mi? Seçimlere gelindiğinde bizi kim temsil edecek?
İşte bu sorularla beraber etrafta konuşulan; "Taksim kendi partisini kurmalı" söylemine geliniyor. Peki ama nasıl? Gerçekten demokratik bir siyasi temsil nasıl olabilir? Bu yazı tam da buna cevap vermek için ele alındı.
Siyasi bir parti kurulmadan önce temellerini nasıl atacağımızı iyi bilmemiz gerekiyor. Biz herkesi dinlemediğimiz sürece yeni yapılanmaların da bir anlamı olmayacaktır. Taksim'e çıkan gençlere bakın, hepsinin kendince sorunları var. Mesela Vedat'ı ele alalım, Vedat niye orada, Vedat neyden şikayetçi, bunları sormadığımız sürece demokratik olmamız zorlaşır. Vedat TOMA kaçırırken mutlaka bir derdi vardı, yoksa niye yapsın?
Biz herkese ulaşmak zorundayız, her gün bir grup Taksim'de gençlere sormalı; Bugün ne istiyorsunuz? Bugün beklentileriniz neler? Bunu her gün yapmak zorundayız, internet üzerinden ortak bir platform kurup insanların dertlerini dinlemek zorundayız. Her fikri dinlemekten geçer ilk adım. Biz bunu sadece Taksim'de değil, Üsküdar'da, Ümraniye'de de yapmak zorundayız, AKP hükümetini destekleyenlerin de istekleri neler, onları da gözeten ve koruyan bir yapılaşma olmalı, yoksa demoktatik değil, şu an varolan ideolojilere saplanmış siyasi partilerin durumuna düşeriz.
Halkla ilişki kuran birimler kurulmalı, diyaloga geçilmeli. Farklı kesimlerle iletişim kurabilen isimler bulunmalı, insanların güvenebileceği isimler. Mesela bu ülkede dindar insanlarımız var, bazı din bilimcilerin yada islami yazarların desteğiyle bu diyalog kurulabilir. Belki ben insanları ikna edemem ama Mehmet Ali Bulut hocam, Süleyman Ateş hocam dindar kesimle nasıl anlaşacağını bilir, onların hassasiyetlerini bize daha sağlıklı bir biçimde aktarabilir. Burada isimleri belirlemek gibi bir niyetim yok, örnek olsun diye veriyorum. Şu yada bu olmalı gibi bir anlayışta değilim, burada ortaya attığım şey bir fikir. Halkın her türlü hassasiyetini gözetmek zorunda olduğumuz için halkın güvendiği isimler bu işe el atmalı.
Elbette bu kadar değil, medya üzerinde çok etkili olunamayabilir, ancak internet üzerinden ve bu halkla bir araya gelişler bizim gideceğimiz yönü belirleyecektir. İnsanların isteklerinde gözetilmesi gereken tek şey şu olmalıdır; "Sen ne istiyorsun? Başkasının hayatını düşünmeden, başkalarının özgürlüklerine karışmadan, sen ne bekliyorsun?" Dindar bir kişinin, alkol kullanan bir kişinin hayatına müdahale etmesini istemediğimiz gibi, alkol kullananın da dindar çevreleri rahatsız etmeyeceğini güvence altına alabilmeliyiz. Gece saat kaç olursa olsun kişi kendi alkol alabilir, ancak sokağa çıkıp nara atan, halkı rahatsız eden bir kişiye de yaptırım uygulama zorunluluğu olmalıdır. Rahatsızlık başladığı anda kanun devreye girmeli, rahatsızlık olmadığı sürece özgürlükler olmalıdır.
Bunlar tamamen örneklerdir, pek çok farklı konuyu da içeren geniş bir perspektiften bahsediyoruz ve bu yüzden her konuya girmem mümkün olamaz.
Biz müziğin, sanatın nasıl desteklenmediğini de gördük, ekonomik zorluklar yaşayanları da gördük. Sorunlar tek bir yazıyla çözülemez. Bizim yapmaya çalıştığımız şey artık halkın sözünü yöneticilere iletebilmesi, sorunların daha net anlaşılabilmesi. Sorunlar nasıl çözülür kısmı için henüz çok erken. Ancak bildiğim tek bir şey var; çözülemeyecek sorun yoktur, zor da olsa çözüm bulunur. Türkiye'de sağlık harcamalarının yüksek olduğunu biliyorum, özel hastanelerin de devletten aldığı paranın yanında hastadan da yüklü mevlalar aldığını biliyorum. Ben isterim ki sağlık hizmeti ücretsiz olsun. Ancak devlet için bu büyük bir yük de olacaktır. Diğer taraftan Küba'ya bakıyorum, dünyanın en iyi doktorlarını yetiştiriyorlar, sağlık hizmetini ücretsiz veriyorlar ve yetmiyormuş gibi Afrika'daki yoksul halka gidip ücretsiz sağlık hizmeti veriyorlar, demek ki bir çözüm var. Demek ki bunu nasıl yapabileceğimizi öğrenebileceğimiz kişiler var. Sağlık sektörü konusunda hiç bir bilgim yoktur ama ben zaten sorunları çözmeyi vaadetmiyorum, bunları çözebilecek kişiler bu konunun uzmanları olacak. Ben sadece bir başlangıç için çağrı yapıyorum.
Türkiye'de pek çok konuda uzman var, ekonomiden sağlığa, eğitimden medyaya, ulaştırmadan adalete kadar. Bizim bir şekilde doğru kişilerle işbirliğine gitmemiz gerekiyor, onların da gönüllü olması gerekiyor, belki de sonrasında görevli olması, bu işi hükümet olarak onların ele alması gerekiyor. İstanbul'un dönüşümünü hep konuştuk; ama sorarım size neden hükümet Uğur :Tanyeli gibi şehri ve tarihini çok iyi bilen birine danışmadı. Neden bu şehrin tarihini çok iyi bilen İlber Ortaylı hocam aktif olarak görevlendirilmedi? Bizim çok zeki ve birikimli isimlerimiz var ülkemizde, bırakalım işi uzmanları yapsın, işi en iyi bilenlere işi bırakalım. Bunu halkın istekleri doğrultusunda onlar yürütsün.
Medyayı çok iyi tanıyan isimler var; Okan Bayülgen gibi, sosyal medya konusunda harika bir isim olan Levent Erden gibi. Ben sadece ilk aklıma gelen isimleri sayıyorum, sadece gördüğüm bildiğim isimleri. Bu isimler online bir platform açıp bunu yürütebilirler, teknik imkanları ne derecedir bilemem, yoksa da kimlerle çalışacaklarını bilirler, bunları ben yapamam. Yapabilecek olanların hepsinin bir araya gelmesini, gönüllülerle bilgilerin toplanmasını ve değerlendirilmesini istiyorum. Genç yada yaşlı, fakir yada zengin, önemli olan her bireyin söz söyleyebilmesi, derdini bir kaç kelimeyle ifade edebilmesi. Bunların tek bir çatı altında toparlanması.
Tüm bu fikirler bir yerde toplanırsa biz her kesime açık, herkesin sözünü dinleyen bir siyasi oluşuma adım atabiliriz. İşte o zaman uzman isimlerin katılımı çok önemli. Ekonomi hocalarımız var, eğitimci hocalarımız var, sağlık sektörü, ulaştırma, şehirleşme... Aklınıza ne gelirse, bir sürü değerli hocamızdan destek geleceğinden eminim. Halkın internet oylamaları ile onlar milletvekili adayı olabilirler, ancak benim için önemli olan milletvekilliği değil, benim için bu hareket içinde bu sadece bir sembol olarak kalmalı. Bir ekonomi uzmanımız seçilirse diğerlerinin şansı bitmemeli, onlar hep beraber olup, ortak çalışmalarına devam etmeli, içlerinden biri bakan olsa dahi herhangi bir hiyerarşik üstünlüğe sahip olmamalı ve görevi sadece bürokratik konularda yetki sahibi olması ve grubun sözcüsü olarak kalması olmalıdır.
Milletvekilleri ayda bir kez halkla bir araya gelmeli, tüm li ve ilçelerde halk formuna katılması gerekli olmalıdır ve bunlar yasalarla korunmalıdır. Milletvekillerinin halktan kopuk yapısına son verilmeli, halk dertlerini duyurabilmelidir. Görevini yapmayanların görevine son verilmeli, görevi layıkıyla yapacak kişiler görevlendirilmelidir. İşte o zaman Milletin Meclisi olabilir, şu anda bir beton yığınından farkısız görünmekte ne yazık ki. Bunu sadece iktidar partisi bağlamında değil, muhalefet partileri açısından da söylüyorum.
Bunlar sadece ilk akla gelen fikirlerimden bazıları ve daha bir çok düşünce kafamda uçuşmakta. Milletvekillerinin doıkunulmazlığının kalkmasından tutun, 31 Mayıs anayasası yapılmasına, sanat ve spor aktivitelerinin düzenlemesine kadar. Sporcu yetiştirmekte zorluk çektiğimiz gibi, sporcularımıza da yeterli desteği veremiyoruz, Semih Sayıner üstadımız bunu çok iyi anlatabilecektir sanırım. Formula 1'in neden yapılmadığını Korhan Savran'dan öğrenebilirsiniz mesela. Sayamayacağımız kadar problem var, tüm bu konularda uzman ve sorunlara çözüm üretebilecek, en azından sorunları azaltabilecek kişiler de var. Halkın özgürlükleri ve güvenini koruyan yasalar hazırlayabilecek hukukçularımız var. Ben onların hiç biri kadar konularında hakim olamam, ben onların işini nasıl yapması gerektiğini onlara söyleyemem, ben sadece onları göreve çağırabilirim, onlardan ve tüm vatandaşlardan destek isteyebilirim.
Bunlar sadece fikirlerimin başlangıcı, bu fikirler gerçekçi midir, uygulanabilir mi, ben bunlara cevap veremem. Fikirlerin olgunlaşması farklı düşünen insanların bir araya gelip tartışması ile olacaktır. Tartışıldıkça, konuşuldukça fikirler yere daha sağlam basar hale gelecektir, isteklere cevaplar üretilecek, yöntemler geliştirilecektir. Ben sadece bunun için uygun bir ortam hazırlanmasını talep ediyorum. Her dalda uzman olan fikir adamlarından ve akademisyenlerden, sosyal medya ve internet ortamında bu platformu kurabilecek isimlerden, kitlelerle buluşup onların dertlerini dinlyecek samimi ve kitlelere yakın güvenilir insanlardan demokrasi adına bir birliktelik bekliyorum. Liderin kim olacağını değil, insanların ne istediğini ve nasıl çözümlerle cevap verilebileceğini konuşma vakti artık.